GÖZLERİMİ SENDEN ALAMIYORUM

Bir anlasan, içimdeki, niyeti,
Kayboldum, ben beni, bulamıyorum…,
N’olur, zehir etme, bana hayatı,
İstesem de, sensiz, olamıyorum.,,,

Sanma gelip geçen, bir hevesteyim,
Aşığınım, tutulmuşum, hastayım,
Hicranınla, gece, gündüz, yastayım,
Gülmek haram oldu, gülemiyorum….

Burcu, burcu, kokar, oldu nefesin,
Kulağımda, yankılanır, o sesin,
Cin misin, peri misin, sen nesin?
Bana bir hâl ettin, bilemiyorum…

Dal boylum, işvelim, edalım, nazlım,
Şiirim, şarkım, bülbül avazlım,
Mehtaba şevkini, veren ay yüzlüm,
Gözlerimi senden, alamıyorum…

Kurtoğlu’m mührünü, vurdun gönlüme,
Yerleştin gittin, tüm benliğime,
Şart mıydı işlemen, iliklerime?
Elimde değil ki, silemiyorum…..

Bu Yazımız Toplam 22 Kez Görüntülendi

29 Temmuz 2011 Saat : 6:51
Okunma 22
Admin
devamını oku

Senden sonra bende kalanlar

Her gün biraz daha yabancılaştım kendime

Ayın güneşe, kalemin silgiye yabancılaşması gibi

Ben yazdım sen sildin

Sen yazdın ben sildim..

Kaşlarım çatık yine bugünlerde

Haklıyım ama

Gülmek için bi nedenim olmadı ki hiç

Hani sen arkanı dönüp gittin ya

Aslında sen benden hiç gitmedin

Fatketmedin ama

Giderken bende seninle geldim

Çatık kaşlarım kaldı benden geriye..

Neye hasret kaldığımı unutuyorum bazen

Telefon çalıyor

Açsam mı? Açmasam mı?

Senle dinlediğimiz o şarkı çalarken

Niye açayım ki?

Sanki yanımdasın

Yine her zaman ki gibi tatlı tatlı gülüyorsun

Sen gülüyorsun ben seyrediyorum

İçimi ısıtıyorsun..

Birden bir titreme geldi

Üşüdüm sanki

Arayan kişi vazgeçmişti anlaşılan

Şarkımız kesilmişti

Sessizlik…

Soğuk…

Sensizlik…

Yanlış anlama hemen

Ben hep senleydim ama

Az önce içimi ısıtan gülüşün yoktu yanımda..

Yine gülerken yakaladım kendimi

Utandım…

Çattım yine kaşlarımı

İhanet saydım gülüşümü

Her güldüğümde sendeki ben bana dönüyordu sanki

Ben sende kalmalıydım

Kimsenin gülüşümü görmesi gerekmiyordu zaten..

Sorular…

Hep sorular…

Bıktım herkesin soru sormasından

Hep aynı sorular

Sanki kimsenin derdi yok

Kimse kendine soru sormuyor

Ayrıldık diyemiyorum kimseye

Ben sendeyken nasıl ayrıldık diyebilirim ki?

Şşt sana diyorum

Efendim…

Ayrıldınız mı?

Sanki ikinci kez sormuştu

Yada üç

Hatırlamıyorum…

Gülüşü kendime getiriyor beni

Hayır.. Ayrıldı.!

Sorular…

Ardı arkası kesilmeyen sorular

Kaçarcasına çıkıyorum ordan..

Eve geliyorum yatağımıza uzanıyorum

Sanki hala sen kokuyor

Kapatıyorum gözlerimi

Senin nefesini çekiyorum içime

Tutatbildiğim kadar tutuyorum

Yine yanımdasın…

Yine gülüyorsun tatlı tatlı

Bu arada

Tatlı mı? Datlı mı?

Tatlı tatlı, datlı datlı

Datlıyım tabi diyişin geliyor aklıma

Datlıyyyım…

Böyle y’yi uzatırdın ya

Datlıyyyım…

Ya ben?

Ben hiç datlı olamadım

Tatlı olabilirdim

Şeker olabilirdim ama

Sen yokken hiç datlı olamadım..

Kapı çalıyor

Tık tık tık…

Ne var?

Bu benim en asabi halim

Tık tık sesi bile sinirlenmeme yetiyor

Sonra bi ses…

Süleyman abi?

Ne varr..?

Abi ne bağırıyorsun, yemek hazır…

Yemek mi?

En son ne zaman yemek yemiştim?

Üzerimde bi hafiflik var

Kilo verdim sanırım

Yada sen giderken bende bıraktıklarındı bu halim..

Tekrar yatıyorum yatağıma

Şarkımız çalıyor

Yine yanımdasın

Sabah oldu sanırım

Uyuyamıyorum…

Oysa sen yanımdayken hep uyurdum

Şarkımız çalıyor

Uyanmak istemiyorum

Biliyorum, gözlerimi açtığımda sen çoktan gitmiş olacaksın

Alarmı kapatmam gerekiyor

Ama şarkımız çalıyor..

Bu Yazımız Toplam 11 Kez Görüntülendi

29 Temmuz 2011 Saat : 6:49
Okunma 11
Admin
devamını oku

Korktuğum Şey

Gün çekildi pencerelerden;
Aynalar baştan başa tenha.
Ses gelmez oldu bahçelerden;
Gök kubbesi döndü siyaha.

Sular kesildi çeşmelerden;
Nerden dolacak bu taş nerden,
Nergislerin açtığı yerden
Ey kuş uçurtmayan ejderha?

Ne yardan geçilir, ne serden;
Korkuyorum bu gecelerden.
Bel bağladığım tepelerden
Gün doğmayabilir bir daha.
Cahit Sıtkı Tarancı

Bu Yazımız Toplam 4 Kez Görüntülendi

29 Temmuz 2011 Saat : 6:48
Okunma 4
Admin
devamını oku

Küçük Bir Kıymık

Küçük bir kıymık saplandı yüreğimin tam ortasına.

Yapraklarımla başladı bedenim solmaya.

Gözlerinin derinliklerine hapsettiğin bu ruh,

Şimdi acı çekiyor hasretinle,

Hayat tohumlarımızı ektiğimiz bahçede.

Sensizliği her haykırışımda bu yalan dünyaya

Yine aynı çığlık sesi kulağımda…

Yine aynı his umutlarımda…

Vazgeçemediğim gibi vazgeçemediğiydim onunda.

O bensiz bense ruhsuz yaşıyorum bu dünyada.

Şafaklı bir gecenin umuduyla bekliyorum hala.

Cezaevinden dışarı attığım ilk adımda

Kokunu sezmiştim burnumda.

Özlemini hissetmiştim yüreğimde.

Evimize attığım ilk adımda ise

Yavaş yavaş yaklaştım odamıza.

Sanki,sen içerde uyuyormuşçasına,

Sessizce açtım kapıyı ardına.

Kapattığımda yine kalakaldım tüm yalnızlıklarımla.

Odamın hücremden hiçbir farkı yoktu aslında.

Yatacak bir divan ve vazgeçemediğim o dört duvar.

Artık kalmak istemiyorum bu evde.

Yaşadığımız onca anılarla birlikte.

Evet,aslında biz hiçbir şey yaşamadık.

Sadece ben yaşattım hayal gücümle.

Seni ve beni… Yani bizi…

Geceyi havai fişekler şekillendirdiği zaman

Aydınlık doğdu gözlerime.

Tıpkı sabah olmuş gibi kalktım,

Elimi yüzümü yıkadım ve aynaya baktım.

Bir cam gibi parçalandı hayallerim benimle birlikte.

Yalnızlığımdan korktum o an.

Ayna da gördüğüm ise buruşuk bir surat,

Saçları ak ve ruhu yaşlanmış bir adam.

Meğersem iki sokak ötede

Bir başka çift girmiş dünya evine.

Tıpkı ölümün bana yakın olduğu kadar

Ben de sana yakın olmak istemiştim.

Ölümün olmadığı yere kadar…

                                                        Mustafa İNCE

Bu Yazımız Toplam 8 Kez Görüntülendi

21 Nisan 2011 Saat : 11:33
Okunma 8
Admin
devamını oku

DEĞİŞKENLER

Değişkenler, verileri bellekte tutmak için kullanılır. Her tanımlanan değişken, bellekte
belli bir yer ayrılmasına neden olur. Değişkenin içerisine programın herhangi bir yerinde
farklı değerler atanabilir. İçerisinde değer bulunduran bir değişkene yeni bir değer
atandığında eski değer kaybolur, yerine bu yeni değer tutulur. ‘Değişken’ adını da bu yüzden
alır.
Örnek olarak boş bir bardak düşünün. İçindeki madde su, meyve suyu veya kola
olabilir. Önemli olan bardağın kendisidir. İçindeki ise bardağın içerdiği maddedir. Yani
bardağı bir değişken içindeki maddeyi de değişkenin değeri olarak düşünebiliriz.
Değişkenler tanımlanırken değişken isminin başına “$” (dolar işareti) konulur.
Değişkenler (ç, ğ, ü, ö, ş ı, İ gibi Türkçe karakterler hariç) bir harf ya da ‘_’ işareti ile
başlayabilir. Değişken adı içerisinde rakam bulunabilir fakat değişken adı rakamla
başlayamaz. Ayrıca değişken içerisinde ‘_’ işaretinden başka işaret kullanılmaz
Değişkenlere atama yapılırken daha sonra göreceğiniz atama operatörü olan “=”
(eşittir) işareti kullanılır. Değişken tipi belirlemeden değişkene direkt olarak değer
atayabiliriz.


Doğru Tanımlama Örnekleri

$sayi_1 = 453;
$isim = “Hasan”;
$boy = 1.78;

 

 Yanlış Tanımlama Örnekleri

 
 $isim% =
$1sayi= 453; (de

ğişkenler rakamla başlayamaz)Hasan; (değişkenler içinde ‘_’ işaretinden başka işaret kullanılmaz)ş=1000; //’ş’ (Türkçe karakter kullanılamaz)ğişken içine Türkçe karakter atanabilir fakat bütün karakterğişkenler çift tırnak içine yazılmalıdır. “Ünlü” gibi.)

$maa

$Soyad=Ünlü (de

de

Bu Yazımız Toplam 6 Kez Görüntülendi

18 Nisan 2011 Saat : 7:17
Okunma 6
Admin
devamını oku

BAŞSAĞLIĞI

Adamın birisi yeni evlenir ve balayına çıkar. İlk gün soyunur karısının yanına gider. Bir bakar ki karısının belinde siyah bir kurdele bağlı.
Hanım bu ne diye sorar karısı yakınım öldü yastayım olmaz der. 2. gün yine aynısı olur. 3. gün yine aynısı olur aradan 1 ay geçer
ve adam sonunda dayanamaz. Ve karısının yanına gider karısı bi bakar ki adamda beline siyah kurdele bağlamış.
Karısı sana ne oldu der. Adam da “Yakınım öldüde bir baş sağlığı diliyip çıkıcam der.”

Bu Yazımız Toplam 19 Kez Görüntülendi

17 Mart 2011 Saat : 5:04
Okunma 19
Admin
devamını oku

KOMİSERİN ELİNE

Adamın biri çok zenginmiş ama adamın zenginliğiyle ilgili hiç bir şey yokmuş. Komiser bunu çağırmış sen nasıl zengin oldun demiş. O da ben hep iddiaları kazanırım demiş. O da gel iddaya girelim demiş. O da demiş ki ben sol gözümü ıstırırım komiser. Istıramazsın demiş. Adamın da sol gözü takmaymış çıkarmış ıstırmış. Ben demiş sağ gözümü ıstırırım demiş. Komiser ıstıramazsın demiş. Komiser içinden düşünmüş sol gözü takmaysa sağ gözü değildir demiş.Adamın dişleri takmaymış çıkarmış dişlerini ısırmış. Komser şaşmış. Kalmış adam demiş ki benim şeyim buradaki herkesin şeyinden daha büyük. Komiser hesaplamış burada 12 kişiyiz her birinin 10 cm olsa benle birlikte 130 olur demiş. O da gel iddiaya girelim demiş. Adamın şeyine bakmışlar küçücük bir şey. Komiser hani uzundu demiş. Oda çek uzar demiş. Adam çekiyormuş uzamamış. Komser çekerken bu telefonu eline almış Ali demiş komiserin eline verdim paraları hazırla.

Bu Yazımız Toplam 9 Kez Görüntülendi

17 Mart 2011 Saat : 5:03
Okunma 9
Admin
devamını oku

APTAL

Bir Alman, bir ingiliz, bir Laz barda oturmus bir yandan içip, bir yandan karılarinin aptalligi konusunda sohbet ediyorlarmis. Alman demis ki: “Benim karim Helga o kadar aptal ki geçen gün ucuzluk var diye marketten 300 Mark’lik et almis, halbuki bir buzdolabimiz bile yok!” Ingiliz gülmüs: O da birsey mi?” demis, “Benim karim Elizabeth daha da aptal. Babasi çok zengindir, geçen hafta kendisine 6000 Pound’a araba aldirdi, ama kullanmayi bilmez.” Laz atlamis. “Ula usaklar, siz ne diyorsunuz” demis, “Benim karim Fadime hepsinden aptal. Bodrum’a iki haftalik tatile gidiyor. Dün bavulunu yaparken gördüm, 400 tane prezarvatif almis, halbuki cuku bile yok!”

Bu Yazımız Toplam 6 Kez Görüntülendi

17 Mart 2011 Saat : 5:02
Okunma 6
Admin
devamını oku

Oturan Boğa

Kızılderililerin genç reisi 18 yaşına geldiğinde canı kadın ister. Kabilenin büyücüsüne gider, der ki:
- “Oturan Boğa kadın ister.” Büyücü:
- “Oturan Boğa ormana gitsin, üzerinde delik olan bir ağaç gövdesi bulsun ve onun üstünde eğitim yapsın, hazır olunca gelsin. 15 gün sonra reis geri gelir. Der ki:
- “Oturan Boğa hazır.” Büyücü de kabiledeki en güzel kızı ona verir. Reis alır kızı çadıra girer.
- “90 derece eğil” der. Kız eğilince, kıza bir tekme vurur. Kız çığlık atarak bunu niçin yaptığını sorar. Reis şöyle cevap verir:
- “Oturan Boğa akıllandı, önce yaban arılarını kontrol!

Bu Yazımız Toplam 7 Kez Görüntülendi

17 Mart 2011 Saat : 5:02
Okunma 7
Admin
devamını oku

ALICAN

Alican çok terbiyesiz bir çocukmus. Bir gün annesinin misafirleri konken oynamaya geleceklermis.Oglunun yanlis hareketlerde bulunacagindan korkan annesi misafirlere Alican terbiyesiz bir laf ederse kalkip gidiyormus gibi yapin belki utanir demis. Misafirler tamam deyip oyuna basladiklari sirada Alican içeri firlayarak” anne anne limana bir gemi yanasti içinde bir sürü abaza denizci var. Etrafta kari ariyorlar demis.Bunun üzerine kadinlar ayaga kalkip gidermis gibi yapmislar. Bu sirada Alican “Oturun oturun daha bir hafta buradalar.” demiş

Bu Yazımız Toplam 7 Kez Görüntülendi

17 Mart 2011 Saat : 5:00
Okunma 7
Admin
devamını oku
Php Mysql Dersleri Son Yazılar FriendFeed
reklam
reklam
reklam
reklam

Tavsiye Bağlantılar