Bir anlasan, içimdeki, niyeti,
Kayboldum, ben beni, bulamıyorum…,
N’olur, zehir etme, bana hayatı,
İstesem de, sensiz, olamıyorum.,,,
Sanma gelip geçen, bir hevesteyim,
Aşığınım, tutulmuşum, hastayım,
Hicranınla, gece, gündüz, yastayım,
Gülmek haram oldu, gülemiyorum….
Burcu, burcu, kokar, oldu nefesin,
Kulağımda, yankılanır, o sesin,
Cin misin, peri misin, sen nesin?
Bana bir hâl ettin, bilemiyorum…
Dal boylum, işvelim, edalım, nazlım,
Şiirim, şarkım, bülbül avazlım,
Mehtaba şevkini, veren ay yüzlüm,
Gözlerimi senden, alamıyorum…
Kurtoğlu’m mührünü, vurdun gönlüme,
Yerleştin gittin, tüm benliğime,
Şart mıydı işlemen, iliklerime?
Elimde değil ki, silemiyorum…..
Bu Yazımız Toplam 12 Kez Görüntülendi
Her gün biraz daha yabancılaştım kendime
Ayın güneşe, kalemin silgiye yabancılaşması gibi
Ben yazdım sen sildin
Sen yazdın ben sildim..
Kaşlarım çatık yine bugünlerde
Haklıyım ama
Gülmek için bi nedenim olmadı ki hiç
Hani sen arkanı dönüp gittin ya
Aslında sen benden hiç gitmedin
Fatketmedin ama
Giderken bende seninle geldim
Çatık kaşlarım kaldı benden geriye..
Neye hasret kaldığımı unutuyorum bazen
Telefon çalıyor
Açsam mı? Açmasam mı?
Senle dinlediğimiz o şarkı çalarken
Niye açayım ki?
Sanki yanımdasın
Yine her zaman ki gibi tatlı tatlı gülüyorsun
Sen gülüyorsun ben seyrediyorum
İçimi ısıtıyorsun..
Birden bir titreme geldi
Üşüdüm sanki
Arayan kişi vazgeçmişti anlaşılan
Şarkımız kesilmişti
Sessizlik…
Soğuk…
Sensizlik…
Yanlış anlama hemen
Ben hep senleydim ama
Az önce içimi ısıtan gülüşün yoktu yanımda..
Yine gülerken yakaladım kendimi
Utandım…
Çattım yine kaşlarımı
İhanet saydım gülüşümü
Her güldüğümde sendeki ben bana dönüyordu sanki
Ben sende kalmalıydım
Kimsenin gülüşümü görmesi gerekmiyordu zaten..
Sorular…
Hep sorular…
Bıktım herkesin soru sormasından
Hep aynı sorular
Sanki kimsenin derdi yok
Kimse kendine soru sormuyor
Ayrıldık diyemiyorum kimseye
Ben sendeyken nasıl ayrıldık diyebilirim ki?
Şşt sana diyorum
Efendim…
Ayrıldınız mı?
Sanki ikinci kez sormuştu
Yada üç
Hatırlamıyorum…
Gülüşü kendime getiriyor beni
Hayır.. Ayrıldı.!
Sorular…
Ardı arkası kesilmeyen sorular
Kaçarcasına çıkıyorum ordan..
Eve geliyorum yatağımıza uzanıyorum
Sanki hala sen kokuyor
Kapatıyorum gözlerimi
Senin nefesini çekiyorum içime
Tutatbildiğim kadar tutuyorum
Yine yanımdasın…
Yine gülüyorsun tatlı tatlı
Bu arada
Tatlı mı? Datlı mı?
Tatlı tatlı, datlı datlı
Datlıyım tabi diyişin geliyor aklıma
Datlıyyyım…
Böyle y’yi uzatırdın ya
Datlıyyyım…
Ya ben?
Ben hiç datlı olamadım
Tatlı olabilirdim
Şeker olabilirdim ama
Sen yokken hiç datlı olamadım..
Kapı çalıyor
Tık tık tık…
Ne var?
Bu benim en asabi halim
Tık tık sesi bile sinirlenmeme yetiyor
Sonra bi ses…
Süleyman abi?
Ne varr..?
Abi ne bağırıyorsun, yemek hazır…
Yemek mi?
En son ne zaman yemek yemiştim?
Üzerimde bi hafiflik var
Kilo verdim sanırım
Yada sen giderken bende bıraktıklarındı bu halim..
Tekrar yatıyorum yatağıma
Şarkımız çalıyor
Yine yanımdasın
Sabah oldu sanırım
Uyuyamıyorum…
Oysa sen yanımdayken hep uyurdum
Şarkımız çalıyor
Uyanmak istemiyorum
Biliyorum, gözlerimi açtığımda sen çoktan gitmiş olacaksın
Alarmı kapatmam gerekiyor
Ama şarkımız çalıyor..
Bu Yazımız Toplam 8 Kez Görüntülendi
Gün çekildi pencerelerden;
Aynalar baştan başa tenha.
Ses gelmez oldu bahçelerden;
Gök kubbesi döndü siyaha.
Sular kesildi çeşmelerden;
Nerden dolacak bu taş nerden,
Nergislerin açtığı yerden
Ey kuş uçurtmayan ejderha?
Ne yardan geçilir, ne serden;
Korkuyorum bu gecelerden.
Bel bağladığım tepelerden
Gün doğmayabilir bir daha.
Cahit Sıtkı Tarancı
Bu Yazımız Toplam 1 Kez Görüntülendi
Küçük bir kıymık saplandı yüreğimin tam ortasına.
Yapraklarımla başladı bedenim solmaya.
Gözlerinin derinliklerine hapsettiğin bu ruh,
Şimdi acı çekiyor hasretinle,
Hayat tohumlarımızı ektiğimiz bahçede.
Sensizliği her haykırışımda bu yalan dünyaya
Yine aynı çığlık sesi kulağımda…
Yine aynı his umutlarımda…
Vazgeçemediğim gibi vazgeçemediğiydim onunda.
O bensiz bense ruhsuz yaşıyorum bu dünyada.
Şafaklı bir gecenin umuduyla bekliyorum hala.
Cezaevinden dışarı attığım ilk adımda
Kokunu sezmiştim burnumda.
Özlemini hissetmiştim yüreğimde.
Evimize attığım ilk adımda ise
Yavaş yavaş yaklaştım odamıza.
Sanki,sen içerde uyuyormuşçasına,
Sessizce açtım kapıyı ardına.
Kapattığımda yine kalakaldım tüm yalnızlıklarımla.
Odamın hücremden hiçbir farkı yoktu aslında.
Yatacak bir divan ve vazgeçemediğim o dört duvar.
Artık kalmak istemiyorum bu evde.
Yaşadığımız onca anılarla birlikte.
Evet,aslında biz hiçbir şey yaşamadık.
Sadece ben yaşattım hayal gücümle.
Seni ve beni… Yani bizi…
Geceyi havai fişekler şekillendirdiği zaman
Aydınlık doğdu gözlerime.
Tıpkı sabah olmuş gibi kalktım,
Elimi yüzümü yıkadım ve aynaya baktım.
Bir cam gibi parçalandı hayallerim benimle birlikte.
Yalnızlığımdan korktum o an.
Ayna da gördüğüm ise buruşuk bir surat,
Saçları ak ve ruhu yaşlanmış bir adam.
Meğersem iki sokak ötede
Bir başka çift girmiş dünya evine.
Tıpkı ölümün bana yakın olduğu kadar
Ben de sana yakın olmak istemiştim.
Ölümün olmadığı yere kadar…
Mustafa İNCE
Bu Yazımız Toplam 7 Kez Görüntülendi
–Kahraman Ordumuza–
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.
Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar – ki şahâdetleri dinin temeli -
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder – varsa – taşım,
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Mehmet Akif Ersoy
Makale: Murat İNCE
Bu Yazımız Toplam 20 Kez Görüntülendi